19 Ağustos 2011 Cuma

Barat Hacı


09.07.2009 20:20

   Bu uygur dedesinden bembeyaz sakallarından dökülen kimsesiz gözyaşları kalmış aklımda. Koskoca dede çocuk gibi ağlıyordu. Ağlamaktan başka hiçbir silahı kalmamıştı bu eski savaşçının. Aslında ağladığı sadece işgal altında olan ülkesi değildi. O zamanlar tek Saadettin Tantan vardı onlara şu veya bu nedenle destek veren, Fatih Belediye Başkanı forsuyla. Devlet onun kulağını da çekti ve onları kimsesizliğe mahkum etti. Ağladığını gördüğümde gayri ihtiyari ağzımdan `grup kızılırmak`'ın `ağla sevgili yurdum`u dökülüverdi tüm yurtsuzlar adına.

   Ben asla yurtsuz olmadım. Nasıl bir duygu bilmem, etmem. Ama o ihtiyarı ağlarken gördüğümde o gün televizyonda, aklıma daha geçenlerde birlikte güle eğlene yürürken sokakta bir kimlik kontrolü akabinde yurtsuzlaşan suyun öte yanından arkadaşım gelmişti. İkisinin gözlerinde de aynı çaresizlik vardı. Biri ağlayacak kadar çocuktu, diğeri ağlayamayacak kadar öfkeli. Barat Hacı'nın peygamberi, öte dünyası vardı, oraya yürüdü. Diğerinin sadece bu dünyası vardı. Hakkıyla yurtsuz kalmak için okyanusları aştı, çok uzaklara gitti.

   bilirim her karanlık aydınlığa çıkmaz
   toprağında gözlerimin ırmağı kurumaz
   seni kör sevdalarla ateşlere yakan olmaz
   ağla sevgili yurdum ağla...


Hiç yorum yok: